Şeker gibi kaçak!

Geçtiğimiz yıl içinde Garanti Bankası’nın bir daveti ile Van’da konuşma yapmaya ve yörenin tarihi yerlerini de ziyarete gitmiştik. Sınıra kadar yaptığımız turda, çok fakir yerleşim merkezlerinde, yani köylerde, kerpiç evlerin hepsinin önünde yepyeni, beyaz renkli ve gıcır gıcır aynı marka kamyonları görmüştük. Sorduk, neden bu marka kamyonlar her yerde talep edilmekte idi? Açıklamalara göre hudut ötesine giriş çıkışta kaçak mazot ticareti vardı ve normal kamyonlar hududun öbür tarafından sadece 400 litre mazot getirebiliyordu, yani kurala göre sadece bir depo mazota izin vardı. Araca depo eklemek yasaktı, depoyu değiştirmek yasaktı ama fabrikadan çıkan arabada büyük depo kanunda sınırlanmamıştı. Bu beyaz kamyonlar uyanık bir kamyon üreticisinin depoyu 900 litreye çıkarması ile piyasada çok tutunmuş ve ‘bir depo’ tanımı anlamsız hale gelmişti. Kural ekonomi mantığı taşımazsa, ‘bir depo’ gibi anlamsız tanım da istendiği gibi belirlenebilirdi.

Tabii saçmalama her yerde her şekilde olabiliyor. Bir gün öğrencilikte, pizzacı dükkanında garsonluk yaparken, biri ‘Pizza’nızda da kaç dilim var’ diye sormuştu. Ben de ‘Kaç dilim istersiniz?’ diye sormuştum! İsterse pizzayı kıyma haline getirebilir, bin dilim çıkartabilirdim! Dilim, depo kadar anlamsız bir ölçüt!

Bu tür komik ve saçma olaylar ülkemizde çok sık olmakta. Tabii ülkemizde mesela İstanbul’da yurt dışından gelip havaalanında taksiye bindiğiniz zaman, bavullarınızın elli kiloya kadar olanı taksi tarafından ücretsiz taşınıyor, elli kiloyu aşan miktarı ise ücrete tabi idi. Ama ücret resmi tarifeye göre resmen ‘Gönlünüzden ne koparsa!’ olarak tanımlanmış, belirlenmişti! Üstelik bavul elli kilo mu değil mi tartacak baskül de havalanı taksi durağında yoktu! Bu da ekonomik bir kuralın saçma ve anlamsız belirlenmesinin bir diğer örneği.

Ülkemiz ekonomi denen ve aslında basit olan mantığa göre yönetilen bir ülke değil. Kurallar, genelde tamamen siyasi nedenlerle belirleniyor, bu da saçmalara yol açıyor. Geniş oy potansiyeli olan bir grubun çıkarı için de çok daha geniş gruplar işkence görüyor; aşırı maliyet yükleniyor. Bunun en güzel örneği ise şeker konusundan verilebilir.

Bilindiği gibi dünya şeker fiyatını Brezilya ve Küba gibi ülkelerde üretilen kamış şekeri belirliyor. Ton maliyeti 250 dolar civarında. Ülkemizde ve Avrupa’da pancardan üretilen şekerin ise tonu 650 dolara mal oluyor. Biraz daha ucuza mal olan ve mısır ve diğer ürünlerden elde edilen nişastadan üretilen sıvı şeker fruktoz ise hem daha kullanışlı hem de daha ucuza mal oluyor. Ancak mısırdan şeker üretiminin pancar üretiminin yüzde 10-15′inden daha fazla olamayacağı şeklinde bir kuralla içeride pancar şekeri koruması var! Dışarıya karşı da, ithalat üzerinde yüzde 135 düzeyinde gümrük koruması bulunduğundan, vatandaşlarımız dünyanın en pahalı şekerini yiyor. Şeker birçok malın içinde kullanılıyor ama tüketicinin aylık bütçesinin içinde büyük rakam tutan bir kalem de değil, bu nedenle vatandaş yediği kazığın farkında değil. Ülkemizde şekerin perakendede tonu 1200 dolardan 2 bin dolara kadar; paket ambalajının ve coğrafi bölgenin ‘sosyetikliğine göre’ belirlenen müthiş bir kazık fiyatla sunuluyor. Bir-iki milyon kişi korunacak diye, oy verecek diye, 70 milyon şeker kazığı yiyor. Biz kazığa alışığız da, olay kazıkla bitmiyor!

Tabiat anayı kandırmak mümkün değil. Siz Pankobirlik denen kuruluşa siyasi yatırım yapabilirsiniz, ithalatı sınırlayabilir, alternatif şekerin üretimini sınırlayabilirsiniz, ama tabiat anayı kandırmak da çok kolay değil, arz, talep ve rant diye bir şey var. Bu tür aşırı koruma ile, iç fiyat ile dış fiyat arasında kazık bir fiyat farkı ortaya çıkınca, tabii kaçak şeker de gündeme geliyor.

Şimdi AKP Bitlis Milletvekili Vahit Kiler bir rapor hazırlamış, Meclis’teki komisyona sunmuş. Açıklamalarına göre Türkiye’de satılan şekerin bir milyon tonu kaçak şekermiş. Şeker kaçakçılığı için İran ve Irak’a tur düzenleniyormuş (Suriye’yi unutmuşlar herhalde). Sınır ve bavul ticareti yoluyla 400 bin ton, denizyoluyla da 500 bin ton kaçak şeker gelmekte imiş. Kaçak şekerin ülkeye faturası 1.5 milyar dolarlık kaçak ithalat imiş. Tatlandırıcı ithalatında da bir yıl içinde 12 misli artış olmuş. Ülkeye 150 bin ton da kaçak tatlandırıcı girmekte imiş.

Rapora göre kaçak şeker, suni olarak yüksek tutulan pancar fiyatı ve şeker fiyatı, ters tepip pancar üretimini sınırlar hale gelmiş. 2 milyon dönümde pancar ekilmediği ortamda tarımda 1.6 milyon insan, sanayide de 260 bin kişi iş kaybediyormuş.

Devamı

Leave a comment

XHTML: You can use these html tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>