Kurtarılan dil; Kürtçe

Uluslararası Anadil Günü yaklaşırken, dünyada her gün yeni diller ölü diller arasına giriyor.

Türkiye’de anadillerinin yaşaması için taleplerini Meclis’te, okullarda, belediyelerde, günlük yaşamda ısrarla dile getiren Kürtler, her defasında farklı bir baskı ile karşılaşıyor. Ölü diller arasına girmesine ramak kalan Kürtçe, Kürtlerin uzun yıllardır verdiği mücadele sonucu şimdi yaşamın her alanında kullanılıyor.

ANKARA-Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO Genel Kurulu, 1999′da, 21 Şubat gününü, “Uluslararası Anadili Günü” olarak kabul etti. 2000 yılından itibaren kutlanmaya başlayan gün o tarihten itibaren düzenli olarak kutlanıyor. Uluslararası Anadil Günü, anadilin önemini ve değerinin gösterilmesi, anadile sahip çıkılması, doğru öğrenilmesi, doğru kullanılması ve korunmasını sağlamak amacıyla kutlanıyor. Kimi dil bilimciler dünyada 6 bin 809 dil olduğunu kimi dil bilimciler de yaklaşık 3 bin dil olduğunu belirtirken, dünyada Mandarin (Çin dili) İspanyolca, İngilizce, Bengalice, Hintçe, Rusça, Portekizce, Japonca, Almanca ve Wu (Çin dili) olmak üzere 10 büyük dil bulunuyor. Türkiye’de konuşulan dillerin sayısı ise 28 iken bunların bir kısmı ise artık ölü diller listesine girdi.

‘Lozan’da anadile ait düzenleme bulunuyor’

Türkiye’de anadil kavramı tehlikeli bulunuyor ve bir tabu olarak varlığını devam ettiriyor. Oysa, Türkiye’nin kuruluşunu sağlayan Lozan Anlaşmasının 39. maddesinin 4. ve 5. fıkralarında, Müslüman Türk uyruklarının kendi dillerini özellikle din, ticari ilişkiler ve basın yayın alanında serbestçe kullanacaklarına ve mahkemelerde kolaylıklar sağlanacağına dair düzenleme bulunuyor. Lozan Anlaşmasına göre Türkiye, bu hükümlere aykırı anayasa bile yapamaz. Türkiye’de anadilde eğitim için okullar boykot edilirken, üniversiteli gençler rektörlüklere dilekçeler vermesine rağmen, anadil eğitimi için hala somut bir adım atılmadı. Aksine, anadilde eğitim isteyen çocuklar okuldan, gençler ise üniversiteden atıldı. 2010-2011 eğitim ve öğretim yılı Kürt Dili ve Eğitim Hareketi (TZP Kurdi) ve BDP tarafından başlatılan bir haftalık okul boykotu bölgede geniş yankı bulurken, Hakkari ve Şırnak’ta katılım yüzde 95′lik bir başarı gösterdi.

‘Anadil mahkemeleri kilitledi’

Yine mahkemelerde özellikle Kürt siyasetçilerin tutuklandığı KCK duruşmalarında anadil bir tabu olarak kendisini gösterdi. Binlerce Kürt siyasetçinin yargılandığı KCK duruşmalarında Kürtçe savunma talebi reddedildi. Diyarbakır’da görülen ve Kürtler için çok önemli olan davanın tüm duruşmalarında Kürtçe savunma talep edilmesi ve mahkeme heyetinin reddetmesi davayı kilitleme noktasına geldi. Siyasetçiler Kürtçe savunma yapmamaları halinde duruşmaya çıkmayacaklarını bildirmesine rağmen, mahkeme heyeti tutumundan vazgeçmeyerek, duruşmaları sanıksız götürebileceği kararını verdi. Yine Van’da, Erzurum’da ve birçok şehirde KCK davalarında Kürtçe savunma talep edildi. Çocuklarına Kürtçe isim koymak isteyen ailelerin talepleri reddedilrken, Q, W, X, î harfleri yasaklandı. Aileler mahkemelerde dolaşırken, Türkiye’de Kürtçe karakterlerle ismi yazılan ilk çocuk ise Hêvî Jiyan Kırkaya oldu. Ancak İçişleri Bakanlığı bu konuda müfettiş görevlendirerek soruşturma başlattı. Yine, Demokratik Toplum Partisi (DTP) Şanlıurfa Merkez İlçe yöneticisi Ahmet Atış, kızının adını “Helin Kürdistan” koydu ancak davalık oldu. “Kürdistan” adını “örgüt propagandası” olarak kabul eden Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı, Atış hakkında soruşturma başlattı. Hızını alamayan AKP Hükümeti Kürtçenin tüm lehçelerinde yayın yaparak Kürt dilinin gelişimine büyük katkısı olan Roj TV’nin yayın yasağı için ise yoğun çaba sarf etti.

‘Kürtçe bilinmeyen dil olarak geçti’

TBMM’de Kürtçe konuşmalara tepkiler yağdı. DTP’nin grup toplantısında Kürtçe konuşması nedeniyle Siyasi Partiler Kanunu’nun 117. maddesi uyarınca 6 aydan az olmamak koşuluyla hapis cezasına çarptırılması istemiyle, Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Meclis’te Kürtçe konuşmanın anayasaya aykırı olduğu belirtilirken, mahkeme Türk’ü haklı bularak davayı düşürdü. BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız da KCK davasında Kürtçe savunma talepleri reddedilen Kürt siyasetçilerine ve aydınlara destek amacıyla partisinin grup toplantısında Kürtçe konuşma yaptı. TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Yıldız’ın Kürtçe konuşmasına tepki göstererek, hakkında yasal işlem dahi yapılacağı uyarısında bulundu. Tüm grup toplantılarını yayınlamakla yükümlü olan Meclis televizyonu ise hem Yıldız’ın hem de Türk’ün konuşmalarını kesti. BDP’li milletvekilleri Mecliste zaman zaman Kürtçe kelimeler kullandı ancak bu Meclis tutanaklarına ‘bilinmeyen dil’ olarak geçti. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kürtçe’nin üzerindeki baskı ve yasakları unutarak, “BDP’liler ve Kürtler Kürtçe bilmiyor” yorumunda bulundu. “DTP’nin Karabağlar Belediye Başkan adayı Cemal Coşkun ve Gazemir adayı Seyhmus Seyhan’ın Kürtçe propaganda yaptıkları gerekçesiyle 6 ay cezaya çarptırılması da bu örnekler arasında. Kürtçe, TBMM’de farklı dillerde verilen çok sayıda kursa da dahil edilmedi. Kürtçe’ye karşı tahammül göstermeyen TBMM, farklı dillerin yanı sıra Türkiye’de konuşulmayan Osmanlıca’ya bile kurslarda yer açtı.

‘İki dil cezalar getirdi’

BDP’nin DTK’da alınan kararla bölgede Türkçe’nin yanı sıra Kürtçe, Arapça ve Süryanice gibi dillerinde kullanılmasına ilişkin ‘çok dilli yaşam’ projesi hayata geçirildi. Bölgede yer adları iki dilli yazılmaya başlanırken, belediyeler tabelalarının iki dilli olarak astı. Halkın da büyük destek verdiği projede çok sayıda esnaf işyerlerinin tabelalarına Türkçe’nin yanı sıra Kürtçe’yi de yazdı. Ancak, çok dilli yaşama ilişkin adımlar da baskıyla karşı karşıya kaldı. Çok dilli belediyecilik hizmeti veren Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş hakkında açılan dava bu baskıların örneklerinden biri. Diyarbakır’da İl Genel Meclisi’nin İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği hizmet alanı içinde bulunan tüm köy ve mezraların isim tabelalarına, Türkçe isimlerin yanı sıra Kürtçe isimlerin de yazılmasını oy birliğiyle kabul etti. Bunun üzerine harekete geçen Valilik, mahkemeye başvurdu. İdare Mahkemesi’nde açılan dava sonucu, İl Genel Meclisi’nin kararı iptal edildi.Mahkeme kararı, Danıştay tarafından onandı. Valilik, “Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Yerleşik isimlerin toplu olarak değiştirilmesi büyük bir karışıklığa yol açar ve adres kaosu yaşanır” uyarısında bulundu. 91 köy tabelasına Türkçe’nin yanı sıra Kürtçe isimlerinin yazılması kararı mahkeme yoluyla iptal edildi. Bingöl Belediye Meclisi’nin meclis toplantılarında Kürtçe, Zazaki ve Kurmanci lehçelerinin kullanılması ve belediye panolarının Türkçe ve Kürtçe yazılması için verilen önerge AKP meclis üyeleri tarafından reddedildi.

‘Türkçe’nin her hakkını Kürtçe’ye istiyoruz’

Kürt dilinin yaşaması için TZP Kurdi kapsamında çalışmalar yapan KURD DER Başkanı Ahmet Aday, dünyada büyük oranda dilin ölmüş olduğu bu dönemde Uluslararası Anadil Günü’nün önemli olduğunu belirterek, devleti olmayan herhangi bir özerk bölgesi olmayan, anadilde eğitim yapmayan toplulukların dillerinin yok olduğunu veya yok olmaya yüz tuttuğunu dile getirdi. Türkiye’de ise bu sorunun muhataplarının ağırlıklı olarak Kürtler olduğunu ifade eden Aday, Türkiye’de çok sayıda Kürt yaşamasına rağmen hala dilinin inkar edildiğini vurguladı. Herkesin kendi dilini kullanması gerektiğine dikkat çeken Aday, “Kürtlerin kendi dillerini korumaları gerekiyor. herkesin kendi anadilini konuşabilmesi, yazabilmesi gerekiyor. Biz Kürt dil kurumları olarak Kürtçenin korunması ve geliştirilmesi için çaba sarf ediyoruz. Bizim isteğimiz, Kürtçe’nin yaşamın her alanında yaşaması. Bunun için de devletin destek vermesi gerekiyor ve Kürtçe’nin kreşlerden, üniversiteye kadar eğitim dili olması gerekiyor. Eğitimi olmayan bir dil gelişmez. Gittikçe azalır ve ölüme mahkum olur. Türkçe hangi haklara sahipse, ne kadar alanda kullanılıyorsa Kürtçe’nin de kullanılmasını istiyoruz. İkinci resmi dil olmasını istiyoruz” dedi.

‘Kürtçe’nin yok olmasından korkmuyoruz’

Kürtçe’nin Osmanlı ve öncesi dönemde kullanıldığını, ancak içinde bulunduğumuz çağda asimilasyonun en fazla hissedilen dönem olduğunu belirten Aday, yine de Kürtçe’nin ölmesinden endişe duymadıklarını dile getirdi. Bu dönemde Kürt Özgürlük Hareketi’nin Kürtçe’ye bir ilaç gibi yetiştiğine dikkat çeken Aday, “Kürt Özgürlük Hareketi, Kürtlerin toplumsal, siyasal yaşamına ilaç olduğu kadar Kürtçe’nin kurtarılmasına da ilaç oldu, yetişti, kurumları harekete geçirdi. O nedenle Kürtçe’nin öleceği kaygısı taşımıyoruz. Sistemin istediği gibi olmayacak. Kürt Özgürlük Hareketi, Kürtlerin özgürlüğü için, ulusal taleplerinin yerine getirilmesi için mücadele sürdürüyor. Kürtler şu anda devlete rağmen değerlerini korumaya çalışıyor. Devlet sistem bizi yok saysa bile, biz değerlerimizi yaşatmaya devam edeceğiz. Dilimizi, değerlerimizi yaşatacağız. Dilimizi koruyacağız ve geliştireceğiz, dil toplumsal yaşamın esasıdır. Biz devletten haklarımızı talep edeceğiz tabi ama devletten de beklemeyeceğiz” dedi. Aday ayrıca Uluslararası Anadil Günü nedeniyle 26 Şubat’ta Çok Dilli Eğitim Modelleri isimli sempozyum düzenleyeceğini, Türkçe’nin yanında diğer dillerin de eğitim dilinin nasıl olabileceğine ilişkin tartışmalar yapılacağını dile getirdi.

‘Dilin yaşaması için eğitim’

Kürtler dışında, Türkiye’de farklı dillere sahip olan milletler de kendi dillerini konuşmak ve her alanda yaşatmak istiyor. Çerkezler, Araplar, Ermeniler, Lazlar dillerinin yaşaması için en önemli faktörün de anadilde eğitim olduğuna, çok dilliliğin Türkiye’yi bölmekten çok birleştireceğine dikkat çekiyor. Bu milletlerin dili ölmeye yüz tutarken, dillerini kurslarla, kültürel faaliyetlerle ve okullarla ayakta tutmaya çalışıyorlar. DİHA

Leave a comment

XHTML: You can use these html tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>