TUHAYD-DER’den cezaevi raporu

TUHAYD-DER’in avukatlar aracılığı ile Erzurum ve Rize cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerle yaptığı görüşmenin sonucunda hazırlanan raporda, cezaevlerinde keyfi uygulamaların sürdüğü, yasalarla tanınan hakların ise kısıtlandığına işaret edildi.
AĞRI- Doğubayazıt Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAYD-DER), Erzurum E Tipi Kapalı Cezaevi ile Rize L Tipi Cezaevi’ndeki tutuklu ve hükümlülerin yaşadığı sorunlara ilişkin hazırladığı raporu açıkladı. Avukatlar aracılığı ile tutuklu ve hükümlülerle yapılan görüşmeler sonucunda hazırlanan raporda, cezaevlerinde yaşanan hukuksuzluk ile tutuklu ve hükümlülerin yaşadığı sağlık sorunlarına dikkat çekiliyor.
Raporda, Rize L Tipi Cezaevi’nde bulunan Kadir Emek’in, kimi tutukluların istekleri dışında zor kullanılarak başka yerlere sevklerinin yapılmasına karşı ve kimi taleplerini aktarmak için sözcü olarak cezaevi yetkilileriyle görüşmek için 4 Şubat 2011 tarihinde İnfaz Koruma Memurları tarafından götürülürken boğazının sıkılarak darp edildiği belirtildi.
‘Doktorun darp raporu hazırlaması engellendi’
İnfaz Koruma Memurlarının Emek’e kötü muamelede bulunduğuna vurgu yapılan raporda Emek’in şu ifadelerine yer verildi: “Koğuş dışına çıktığımızda ağzımı kapatarak boğazımı sıktılar. Kameraların görüş açısından çıkarılarak İnfaz Koruma Memurları tarafından darp edildim. Bulunduğum yerden yaklaşık 35 metre mesafedeki spor salonuna bu vaziyette götürüldüm. Daha uzak bir yere götürülmüş olsaydım, boğazım sıkılmış olması nedeniyle ölebilirdim. Spor salonunda ellerim arkadan kelepçelenerek 2 saat burada bekletildim. Yaşanan darp olayından sonra koğuşa alındığımda cezaevi idaresi tarafından, darp cebir raporu tutmak üzere çağırılan 112 sağlık ekibi uzaktan bakarak, ‘bir şeyin yok’ diyerek gitti. Ve muayene edilmedim. Israrım üzerine idare tarafından revire götürüldüm. Burada cezaevi doktoru muayene etti. Doktor darp izi olduğuna dair rapor yazmak istedi, ancak orada bulunan iki sağlıkçı engel oldu. İki sağlıkçı ve 112 ekibi hakkında suç duyurusunda bulundum. Fakat, bu olaydan sonra 10 gün hücre ve 3 ay iletişimden men cezası verdiler.”
Raporda cezaevinde yaşanan diğer sorunlar ise şöyle sıralandı:
“* Cumhuriyet Başsavcılığı veya diğer kurumlara yazılmış dilekçe ve sair yazılara ilişkin kurum kayıt (çıkış) numaraları tutuklu ve hükümlülere verilmiyor. Suç duyurusu mahiyetindeki dilekçeler ilgili yerlere ulaştırılmamış.
* Tutuklular ve hükümlüler koğuş giriş ve çıkışlarında sözlü ve fiziksel hakaretlere maruz kalıyor.
* Üst aramaları tacize varacak şekilde yapılıyor, arama adı altında tutukluların ayakkabıları bilinçli bir şekilde yırtılıyor, bu hususa ilişkin suç duyurusunda bulunanlara cezalar veriliyor.
* Gazeteler, 10-15 gecikmeli olarak veriliyor. Son iki yılda Azadiya Welat gazetesi iki defa cezaevine alınmış.
* Sohbet odasında bulunan pencere kaynak yapıldığı için açılmıyor, dolayısıyla yaşı ilerlemiş olan kimi tutuklular sohbet odasında uzun süre duramıyor.
* Tutuklulara ait fazla eşyaları depoya alınmıyor veya çöpe atılmasına rıza gösterilmesi durumunda alınacağı söylenmiş.
* Adli tutuklulara sağlanan imkanlar siyasi tutuklu ve hükümlülere sağlanmıyor. Örneğin adli tutuklular için her hafta terzi gelirken, siyasi tutuklu ve hükümlüler için bu imkanın sağlanmıyor.”
* Sağlık sorunları olan tutukluların hastaneye sevkleri zamanında yapılmıyor.
Erkek tutuklu ve hükümlülerin kaldığı Erzurum H Tipi Cezaevi’nde yaşanan sorunlar da raporda şöyle sıralanıyor:
* İkram Bulut adlı hükümlü sağlık sorunu yaşamasına rağmen, tedavi edilmiyor. Cengiz Yerlikaya adlı tutuklu gözlerini kaybetme riski taşımasına rağmen ancak 8 ay sonra tedavisine başlanmış. Diş tedavisi olması gereken ve sadece sıvı tüketebilen Findi Yacan isimli tutuklu da tedavi edilmiyor.
* Bazı siyasi tutuklular adli tutukluların bulunduğu koğuşlara alınıyor ve her an saldırılara maruz kalma endişesi taşıyorlar.
* Siyasi hükümlü Atalay Bayraktar da, adli bir suçtan almış olduğu cezasının infazına geçildiği gerekçesiyle siyasi koğuştan alınarak adli tutukluların bulunduğu koğuşa alınmış. Bir ay önce yer değişikliği istediğinde darp edilmiş, havalandırma ve haftada bir defa 10 dakikalık telefon görüşmesi dışında yararlanması gereken diğer haklardan fiilen yararlanamıyor. Diğer siyasi tutuklularla bir arada bulunma talebiyle Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe ile başvurmuş. Bu talebi kabul edilmesine rağmen, cezaevi idaresi kararı yerine getirmemiş.”
Kadın tutuklu ve hükümlülerin kaldığı Erzurum E Tipi Cezaevi’nde ise şu ihlallerin yaşandığına dikkat çekildi:
*Kadın siyasi tutuklular muayene için hastaneye götürüldüklerinde, muayene sırasında asker ve komutanlar da hazır bulunuyor. Yapılan itirazlar kabul edilmeyince tutuklu ve hükümlüler muayeneyi reddediyor ve geri getiriliyorlar.
*Tutukluların spor yapma hakları haftada bir gün olmasına rağmen, ayda sadece bir kez bu hak tanınıyor.
*Yazılan mektupların bir çoğu adreslere ulaştırılmıyor. Cezaevine gönderilen mektupların bir çoğu da tutuklulara ulaştırılmıyor veya çoğunun kimi kısımlarının üzeri çiziliyor.
*Gıda maddeleri kalitesiz, etli yemekler hemen hemen hiç verilmiyor.
* Gazeteler 3-4 gün gecikmeli veriliyor.
*Ailelerin gönderdikleri veya getirdikleri çamaşır, nevresim gibi eşyalar içeri alınmıyor. Bu gibi eşyaların ancak kantinden ücret karşılığı alınabileceği belirtiliyor, kantinde satılanlar ise pahala ve kantinler adeta bir döner sermaye işletmesi olarak görülüyor. DİHA
















ya benim nişanlım erzurum e tipi cezaevindee şartları bu kadar mıı kötüüüüü bunları engellemek için neler yapılmalı