‘Gizli oturum’a tepki gösterdi

BDPP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Kürt sorunu ve sınır ötesi operasyon tezkeresinin gizli oturumla ele alınmasına tepki gösterdi.

ANKARA – BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Kürt sorunu ve sınır ötesi operasyon tezkeresinin gizli oturumla ele alınmasına, “Halktan neyi kaçırıyorsunuz, çıkıp bu insanların çocuklarını nasıl ölmeye ve öldürmeye gönderdiğinizi açıklayın” sözleriyle tepki göstererek, “Hükümet bir yandan PKK silahlı güçlerini sınır dışına çeksin talebinde bulunuyor, öte yandan sınırötesi operasyonu meclise getiriyor. Açıkça siz sınırdışına çıkın bende gelip sizi imha edeyim diyor” dedi.

Konuşmasına Kürt yazar Mehmet Uzun’u anarak başlayan Kışanak, Uzun’un Kürt dili ve edebiyatına yaptığı hizmetlerle ölümsüzleştiğini belirterek, “Kendisini rahmetle ve minnetle anıyoruz” dedi. 12 Eylül darbesi döneminde Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan zulme direnen insanların Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunduğunu anımsatarak, “Diyarbakır cezaevi gerçeği ile yüzleşmek için sivil bir inisiyatif 3 yıldır ciddi bir çalışma yürütüyor. Bunlar cezaevini yaşamış kişilerle görüşme yaptı. Bu görüşmeleri, bilim insanları, psikologlarla, sosyologlar değerlendirerek bir rapor hazırladı. Orada sadece işkence ve kötü muamele yapılmadı, bir zulüm yaşandı. İnsanları kimliğinden kişiliğinden uzaklaştırmak isteyen bir kimliksizleştirme onursuzlaştırma hiçleştirme operasyonuydu. Kürt halkını kimlik olarak orada mahkum etmek istediler Kürtçeyi orada mahkum etmek istediler. İşkence ile istiklal marşı okutmak istediler. Bu raporlar bize gösteriyor ki yaşanan sadece adli bir vaka bir işkence olayı değil sistematik bir yönelimdir. Bununla yüzleşmeden çözüm gelişemez” dedi.

‘Meclis gerçeklerle yüzleşme işine acilen el atmalıdır’

30 yıl geçmiş olmasına rağmen olayın yargılanmadığını ve aydınlatılmadığının altını çizen ve “orada insanlık yüzüne sürülen kara lekenin temizlenmesi için acilen bu yargılama başlamalıdır” diyen ve siyasilere sorumluluk düştüğünü belirten Kışanak, “Bu insanlık ayıbından kurtulmak hepimizin görevidir. Sivil bir inisiyatif olarak başlayan adalet arayışını meclisteki bir komisyonla buluşturmalıyız. Biz BDP olarak her türlü işbirliğini yapmaya hazırız. Bu hukuksal mücadeleden sonuç alabilmenin sorumluluğu bu parlamentodadır. Bu parlamento bu kara lekeyi temizlemek için harekete geçmek zorundadır” dedi. Başbakan’ın Diyarbakır’daki konuşmasında “Diyarbakır cezaevinin dili olsa da konuşsa” şeklindeki sözlerini anımsatan ve bu işkenceleri yaşayan 305 kişinin yaşadıklarını savcılığa anlattığını dile getiren Kışanak, “Duvarları beklemeye gerek yok. Bunun tanıkları halen hayattalar konuşuyorlar. Bu gerçekle yüzleşmek istiyor musunuz, yoksa bunu oya mı çevirmek istiyorsunuz” diye sordu. Kışanak, gerçeklerle yüzleşme komisyonun kurulmasını isteyerek, bunun için öncelikle Diyarbakır cezaevinde yaşananlarla yüzleşilmesi talebinde bulunarak, “parlamento bu işe acilen atmalıdır. Eğer bir çözüm arayışı varsa işte imkan buradan başlanabilir, Diyarbakır cezaevi gerçeği ortaya çıkarılarak Kürt sorunu nedir ne değildir, denilerek bu gerçekle yüzleşilebilinir” dedi.

‘Faili meçhulleri aydınlatmak için MGK tutanaklarını açman yeterli’

1993 yılında yaşanan bazı siyasi ölümlerin yeniden gündeme geldiğini hatırlatan ev Özal, Eşref Bitlis, Adnan Kahveci’nin ölümü üzerinde yürütülen tartışmaları hatırlatan Kışanak, “Bu ölümleri anlamadan bu kanlı sürece nasıl gelindiğini anlamak mümkün değil. Bu konuda parlamento ve hükümet acilen görev almalıdır. Meclise verilmiş önergemiz var bunun acilen gündeme alınmalı ve buna yanıt verilmelidir” diye konuştu. 90′lı yıllarında 92 savaş konsepti adı altında topyekun bir saldırı planlandığını ve bununda 1993 yılının sonunda başlatıldığını anımsatan Kışanak, JİTEM konusunda da net söylemlerde bulunan Arif Doğan’ın söylemlerine dikkat çekerek, “Peki hükümet ne yapıyor, bundan 10 yıl öncesini anlatan o dramlara işaret eden söylemler. O dönemlerde bu faili meçhul cinayetler sırasında aktif bir görevi bir general faili meçhul cinayetler devletin resmi politikasıydı diyor. O zaman bu hükümet ve parlamento neyi bekliyor? Neden 90′lı yılları gün yüzüne çıkarmak için çaba sarf etmiyor. 8 yıldır görev başında olan bir hükümet halen bunun üzerinden politika yapıyor. Siz muhalefet değilsiniz, siz hükümettiniz, başbakansınız, neden bu dosyaları açmıyorsunuz? MGK belgeleri açılsa bile bütün bu soruların cevapları bulunabilir. Bu devletin bütün kurumları senin tarafından yönetiliyor. 90′lı yıllardaki bu vahşetin bu ölümlerin 17 bin faili cinayetin ve Kürt sorununda şiddetin tavan yaptığı bu sürecin aydınlatılması lazım. 92 konsepti nedir, devlet neden rutin dışına çıktı? Bu konuda hükümet MGK tutanaklarını açarak başlayabilir. Hepimiz biliyoruz ki TC her adımı ve söylemini kayıt altına alan ve belgeleyen bir geleneğe sahiptir” diye konuştu.

‘Erdoğan’da Çankaya’ya kanlı yollardan mı çıkmak istiyor’

Demirel’in Kenan Evren için “İsteselerdi 11 Eylül’de kanı durdurabilirlerdi kanı durdurmadılar. Çünkü Evren Çankaya’ya çıktı” sözlerini anımsatan Kışanak, Demirel’in de Çankaya’ya kanlı bir yoldan çıktığını söyledi. Kışanak, “Bugünde Çankaya’ya çıkmak isteyen bir Başbakan var. Acaba Çankaya’ya çıkmanın yolu kanlı mı olacak, yoksa demokrasi ve çözüm pahasına mı olacak. Başbakan’ın Çankaya’ya çıkmak istediğini çok iyi biliniyor” dedi. “Ama şunu biliyoruz. Türkiye artık 12 Eylül döneminin Türkiye’si değil, 90′lı yılların topyekun savaş konseptinin uygulandığı Türkiye değil” uyarısında bulunan Kışanak, Çankaya’ya çıkmanın yolunun da demokrasi, çözüm ve barıştan geçtiğinin bilinmesini istedi.

‘Kamuoyunda çözüme hazır, sen dış seferlerde neyin peşindesin’

Çözüm tartışmalarına da dikkat çeken ve “Bu döneme ikinci açılım süreci diyenler var. Kamuoyu seviyeli düzeyli çözüme katkı sunacak bir tartışma içerisindedir” diyen Kışanak, anadilde eğitim konusunda umut verici bir tartışma yürütüldüğünü Demokratik özerklik meselesinin de düzeyli bir şekilde tartışıldığının altını çıktı. Kışanak, “Ne yazık ki hükümetin bu tartışmaların içinde olumlu bir yerde bulamıyoruz. Başbakan anadilde eğitim olmaz, biz kimseyi muhatap almıyoruz diyor ve işin içinden çıkıyor. Başbakan, Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı bir dünya turuna çıkmış durumda. Oysa Kürt sorunu burada, biz bunu konuşmak istiyoruz. Ama hükümet bunu konuşmak ve çözüm üretmek yerine şimdiye kadar olduğu gibi yine Kürt sorununu uluslar arası arenada bir kart olarak sunanların kapısında dolanıp duruyor” dedi. Kürt sorunun derinleştiren “bölgenin statükocu güçleri uluslar arası hegomonik güçlerin kapısında ne arıyorsunuz, perde arkasında ne var ne görüşüyorsunuz Türkiye bunları bilmek istiyor” sorularına cevap isteyen Kışanak, İmralı ile görüşmenin bile kamuoyu tarafından sağduyu ile karşılandığını belirterek, “Eğer dertleri çözüm ise halktan neyi gizliyor. Çözüm derdi varsa kamuoyunda gizlemesine gerek yok. Demek ki yaptıkları temaslar çözüm adına değil, halkın hayrına temaslar değil” diye konuştu.

‘Çözüm için görüşmeye varız, öylesine görüşecekseniz biz yokuz’

Hükümetin derdinin PKK’yi tasfiye etmek olduğunun altını çizen ve “30 yıldır zaten bunu denemediniz mi? Bunun için kan ve gözyaşı dökülmedi mi?” sorularını yönelten Kışanak, çözüme bu kadar yaklaşılmışken çözümü dışarıdan aramanın neyin nesi olduğunu söyledi. BDP’nin hükümetle yaptığı görüşmeleri de anımsatan Kışanak ve hükümetle demokrasinin gelişmesini görüştüklerini belirterek, “Biz Türkiye’nin demokratikleşmesine hazırız siz ne yapacaksınız diye sorduk. Ogün bugündür Hükümetten bir yanıt alamadık. Ne şimdiye kadar atılmış bir adım var ne verilmiş bir söz var” dedi. Kendilerinin konuşma ve diyalog yolunu tercih ettiklerini ve edeceklerini belirten ve “ama iş olsun diye görüşmeyiz” uyarısında bulunan Kışanak, “Bizimle görüşülecekse çözüm adına neler yapılabilir bununun konuşulması gerekiyor” ifadelerinde bulundu.

‘Hükümet, siz sınır dışına çıkın bende gelip sizi imha edeyim diyor’

Sınırötesi operasyon tezkeresine de tepki gösteren ve bunun sonuçsuz bir politika olduğunu belirten Kışanak, çözümün konuşulduğu dönemde sınır ötesi operasyona hazırlıklarına anlam veremediklerini belirterek, “Hükümet bir yandan PKK güçlerinin sınır dışına çıkmasını istiyor öte yandan sınır dışı operasyon hazırlığı yapıyor. Açıkça siz oraya çıkın bende gelip sizi imha edeyim diyor. Buradan çözüm çıkmayacağını bilmek için siyaset bilmeye gerek yok. Savaş politikalarındaki ısrarla her geçen gün biraz daha uzaklaşılıyor” diye kaydetti. Türkiye kamuoyunun savaş ısrarına kayıtsız kalmamasını isteyen Kışanak, bunun ölme ve öldürmek olduğunu vurgulayarak buna kimsenin razı olmayacağını söyledi. “Çocukları askerde olanların kulaklarının nasıl telefonda olduğunu ve yüreğinin ağzında olduğunu biliyoruz. Bunu yapmayın anallara… Bu sorunun çözümü gelmiş kapıya dayanmış” çağrısında bulunan Kışanak, BDP olarak savaş tezkeresinin kapalı oturumda tartışılmasına sonuna kadar karşı olduklarını belirtti. “Bununla neyi amaçlıyorsunuz, çıkın halkın karşısında bunu konuşun” diyen Kışanak, halkın çözüme hazır olduğunun altını çizdi. Kapalı oturumu tasvip etmediklerini ve doğru bulmadıklarını belirterek, “Çıkıp sizin evlatlarınızı ölmeye ve öldürmeye gönderiyoruz, sizin vekillerden de izin istiyoruz desinler” diyen Kışanak, halkın buna izin vermeyeceğinin altını çizdi.

Yargılamak istediğiniz demokratik Kürt siyasetidir…’

Son dönemlerde BDP ve SDP’ye yönelik yapılan operasyonları anımsatan Kışanak, SDP’lilere, “Neden boykot çalışmalarında yer aldınız neden onlarla birleşmek istiyorsunuz” şeklinde sorular sorulduğunu vurgulayarak, birlikte yaşama arzusuna darbe vurulmak istendiğini söyledi. KCK operasyonlarını da anımsatan Kışanak, bu operasyonlar kapsamında 4 bin kişinin gözaltına alınıp yargılandığını ve yaklaşık 2 bin kişinin tutuklandığını söyledi. Kışanak, “Burada başka bir suç senaryosu yaratmaya çalışmayın. Yargılamak istediğiniz demokratik Kürt siyasetidir” dedi. Silahsızlanma tartışmalarına da değinen Kışanak, “Elinde silah olanın silah bırakmasını istiyorsunuz. Peki elinde çakı olmayandan neyi bırakmasını istiyorsun? Onurumuzu mu bırakmamızı istiyorsunuz, dilimizi kimliğimizi mi bırakmamızı istiyorsunuz?” diye sordu. Kışanak, yargılamalar aşamasında da kendilerini mahkum etmek isteyenleri mahkum etmeye çalışacaklarının altını çizdi. Kışanak, 18 Ekim’de yapılacak olan duruşmalara demokrasi ve çözümden yana herkesi katılıp destek vermeye çağırdı. Davanın zaten bir cezalandırmaya dönüştüğünün altını çizen Kışanak, Türkiye’nin haksız ve hukuksuz uzun süreli tutuklamalar nedeniyle AİHM’de 400′ü aşkın davadan mahkum olduğunu söyledi. Davanın siyasi bir dava olduğuna işaret eden ve AKP’nin bu siyasetinin değiştirmesini isteyen Kışanak, “Bu siyaset değiştiği gün arkadaşlarımız özgür olacak. AKP inkar ve imha siyasetinde ısrar mı ediyor, yoksa çözümden mi yana. Bu dava bunun göstergesidir, bir turnusol kağıdıdır. Kürt sorununu çözmek mi istiyorsunuz, imha mı etmek istiyorsunuz. Bunu göreceğiz” dedi.

‘Roj TV, AB’nin hak ve özgürlükler değerlerine ne kadar sahip çıkacağını gösterecek’

Roj TV’ye yönelik kapatma davasına da değinen ve Türkiye’nin diplomatik baskısına dikkat çeken Kışanak, Roj TV geleneğinin Kürt sorunun tarihçesiyle ortaya çıktığını dile getirerek, Roj TV üzerine baskının artırılmasının kendilerini kaygılandırdığını söyledi. “Roj TV bir halkın dilini kültürünü yaşatmak isteyen, her türlü yayıncılığı yapan bir kanal” olduğunu belirten Kışanak, Roj TV’nin inkarcılık nedeniyle dışarıda yayın yaptığını belirtti. AB’nin hak ve özgürlükler değerler bütünü olduğunu, bu yüzden Roj TV üzerindeki baskıları kaldırmasını isteyen Kışanak, ROJ TV’nin Türkiye’de yayın yapabileceği koşullarının yaratılmasını istedi.
Alevilerin zorunlu din derslerine yönelik eylemlerine de dikkat çeken Kışanak, türban meselesinin de tartışıldığını hatırlatarak, inanç sorunun yeni bir anayasa ile çözülebileceğini vurguladı. Kışanak, özgürlüklerin bir bütün olduğunu belirterek, “Bir kesimine özgürlük bir kesimine baskı kabul edilemez” dedi. DİHA

Leave a comment

XHTML: You can use these html tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>