Newroz’a kadar gözleyeceğiz

PKK Lideri Abdullah Öcalan, AKP’nin Kürt sorununun çözümü önünde en büyük engel olduğunu belirterek, “Newroz’a kadar gözleyeceğiz, hükümetin tavrına bakacağız” dedi.
Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) geçtiği habere göre, PKK Lideri Abdullah Öcalan, avukatlarıyla yaptığı görüşmede, Mısır’da, Tunus’ta, Libya’da, Süleymaniye’de olan isyanlara dikkat çekerek, “Biz istersek benzer süreçleri başlatabiliriz. Bizim Tunus, Libya, Mısır ve Güney Kürdistan’dan daha fazla halk gücümüz ve eylem yeteneğimiz vardır. Bizim bunu yapacak gücümüz ve potansiyelimiz vardır. Newroz’a kadar gözleyeceğiz, hükümetin tavrına bakacağız. Haziran’a kadar bu tür gerginliklerin çözüm sürecini olumsuz etkileyebileceğini hesaba katıyoruz. Bu süreçte çok büyük çatışmalarla devlet zor durumda bırakılmamalı. Çünkü hala bir çözüm umudu olduğuna inanıyoruz” dedi.
Kendilerini yakan Mustafa Malçok ve Müslüm Doğan’ın eylemlerini çok anlamlı bulduğunu belirten Öcalan, bu eylemlerin doğru anlaşılması ve sahiplenilmesi gerektiğini söyledi. Devletin Kürtlere karşı 80-90 yıldır inkar ve imha politikasını acımasız bir şekilde uyguladığını ifade eden Öcalan, “1950′lerden itibaren de 60 yıllık gırtlağına kadar NATO Gladio’suna batma durumu yaşandı. Ama şimdi Kürtlerin varlığını kabul eden bir noktaya geldi. Yapılan mücadele neticesinde artık devlette bir algı değişmesi meydana gelmiştir diyebiliriz. Benim de buradaki çabalarımın da katkısıyla Kürtlerin imha ve inkarı durduruldu. Kürt varlığı artık kabul ediliyor. Artık çözüm döneminin gelişmesi gerekiyor. Tabi 80-90 yıllık bir algıdan vazgeçmek öyle kolay değildir” dedi.
‘AKP sorunun çözümünde engeldir’
“AKP’nin amacı kesinlikle Kürt sorununu çözmek değildir, kendi hegemonyasını kurmaktır. Kendi hegemonyasını kurmak, iktidarını güçlendirmek için Kürtleri tasfiye etmektir. Kürtler bunu böyle bilmelidir. AKP’nin bu hegemonyacı yaklaşımı tehlikelidir. Ben hegemonyaya karşı çıkıyorum ve buna karşı mücadele edeceğim” diyen Öcalan, “Devlet Kürtleri inkar politikasından vazgeçerek Kürt sorununu çözme konusunda irade sahibi görünüyor, ama AKP bunun önündeki en büyük engeldir. Kürtlerin yapması gereken de AKP’nin tasfiye politikalarına, tasfiye ve inkara karşı mücadelelerini yükseltmektir” diye kaydetti.
Yol haritasının kamuoyuyla paylaşılmasının yararlı olacağını kaydeden Öcalan, “Yol haritasında ortaya konulmuş bir proje vardır, bu bir çözüm projesidir. Önemli tespitlerim de var orada. Devletin de bu yol haritasına yaklaşımı olumludur, onlar da farkındadırlar, tehlikenin, gidişatın farkındadırlar. Yol haritasında daha öz ve pratik bilgiler var. Ben son savunmamda bunları daha geniş bir şekilde ele aldım. Son savunmamda demokratik ulus çözümünü çok geniş ve tüm boyutlarıyla ele aldım. Demokratik ulus çözümü bir bütün olarak ele alınmalıdır, parçalı yaklaşım doğru değildir. Bu nedenle örneğin demokratik özerklik çözümünün de yanlış ve eksik anlaşıldığını düşünüyorum. Demokratik özerklik, demokratik ulus çözümünde yedi sekiz boyuttan sadece bir tanesi olup işin sadece siyasi boyutudur. Bunun dışında ekonomik boyut, sosyal boyut, kültürel boyut, hukuki boyut, güvenlik-öz savunma boyutu ve diplomatik boyut vardır. Bu boyutların her birinin ayrı ayrı önemi vardır ama demokratik ulus çözümü bağlamında bir bütün olarak değerlendirmek lazım” dedi.
‘Benim tezim çözüm modeli olabilir’
“Demokratik ulus çözümüne ilişkin tezim, dünyanın en önemli teorilerinden biridir. Ortadoğu için de çözüm modeli olabilir. Ortadoğu’da Mısır, Libya, Tunus, Süleymaniye’deki gelişmeler de benim haklılığımı ortaya koymakta ve benim söylediğim noktaya gelmektedir” diyen Öcalan, “Ortadoğu’da yarattıkları ulus-devlet şu an çökmüş durumdadır. Bu sorunların temelinde, arka planında kapitalist modernite vardır. Daha önce de belirtmiştim, Ortadoğu’da oluşturulan ulus-devlet modeli İngiliz planıydı, dünyaya onlar yaydılar, daha sonra ABD de bunu sürdürmüştü ama günümüzde kendi yarattıkları bu rejim çöküyor. Kadafi bana ‘Libya’ya gel, imkan yaratabiliriz’ demişti, ama şimdi kendisini bile kurtaramıyor. Kadafi’nin Yeşil kitap dediği de çözüm getirmediği, sonuç almadığı ortaya çıktı. Bunların kurduğu rejim, kendi kendini bitirme noktasına geldi ve çöktü. Ama içinde bulunduğum bu kısıtlı koşullara rağmen biz daha güçlüyüz, güçleniyoruz” dedi.
‘Demokratik ulus bloğu oluşturulmalı’
“Devlet de artık bir noktaya gelmiş durumda. Bu demokratik ulus bloğunu devlet de kabul edecek. Bu süreci değerlendirmek gerekir. Bu tarihi süreç kaçırılmamalıdır” diyen Öcalan, şunları söyledi: “Devleti demokratik bloğa ikna ederek, demokratik anayasa çözümünü geliştirmeye çalışıyoruz. Daha önce de söylemiştim. Türkiye’de üç blok var. Bu blokların tarihi eskidir. Birinci blok: 1920′lerin ulusalcı-milliyetçi bloğu ki bu bloğu şu an CHP ve MHP temsil ediyor. Bunların ilk meclisteki karşılığı Birinci gruptu. Birinci grubu temsil ediyordu. İkinci blok muhafazakar-İslamcı bloktur. O dönem bu bloğun başını Mehmet Akif Ersoy gibiler çekiyordu. Bunların da ilk meclisteki karşılığı ikinci gruptu. Terakkiperverle devam ediyor, şu an bu bloğu AKP ve diğer dini çevreler temsil ediyor. Biz ise Üçüncü blok olan -ki Mustafa Suphilerin de içinde yer aldığı- demokratik bloğu oluşturmaya çalışıyoruz.”
‘Sivil toplum örgütleri toplansın’
Eylemsizlik kararından haberdar olduğunu kaydeden Öcalan, “Önümüzde 8 Mart ve 21 Mart Newroz var. O zamana kadar hükümetin tavrını izleyeceğiz. Çözümden yana olanlar ve demokratik çözümü isteyenler bir araya gelerek çözüm önerilerini geliştirsinler. Bu arada bu Diyarbakır’daki ve bölgedeki sivil toplum örgütleri hepsi DTK toplantısında bir araya gelir. DTK bütün bu sivil toplum örgütlerini derhal, en kısa sürede bir araya toplar. Bunlar çözüme dönük taleplerini hem Hükümete hem de KCK’ye aynı zamanda iletsinler. Şayet hangisi bu çözüm önerisini kabul etmezse o zaman çözüm önerisini kabul etmeyene karşı politik tavır alsınlar. Baksınlar PKK ve hükümetin bu taleplere karşılığı nasıl olacak? Kimin çözüm, kimin savaş istediği de bu şekilde ortaya çıkar. Öyle orada oturup sadece PKK’ye yüklenmekle olmaz. Kürt sorununun çözümü için bir adım dahi atmayan ve çözüm önünde engel olan AKP’nin dümenine su taşımasınlar. Çok tuhaf bulduğum bir şey var, diyorlar ki ‘silahlar sussun.’ Hiçbir çaba göstermeden öyle ikide bir ‘silahlar sussun’ denmesinin hiçbir anlamı yok. Ne silahı? Biz silah mı kullanıyoruz? Biz kimseye karşı silah kullanmıyoruz, silah kullanmak zorunda bırakılıyoruz” dedi.
‘Şivan kendini kullandırtmasın’
“AKP’nin amacı Kürt sorununu çözmek değildir. Kendine yakın yandaş yaratmaktır. Amacı Kürtleri tasfiye etmektir. AKP son zamanlarda Şivan Perwer ve Kemal Burkay ile görüşüyor, onları Türkiye’ye getirmeye çalışıyor. Kemal Burkay öyle televizyonda bizi eleştireceğine samimiyse gelip demokratik siyaset içinde yer alsın mücadeleye katılsın, katkı sunsunlar, kimseye engel değiliz” diyen Öcalan, “AKP bunları Türkiye’ye getirerek bunlar üzerinden rant sağlamaya çalışıyor. Askere karşı ‘ben bunları kendime bağlıyorum, özgür Kürdü tasfiye ediyorum’ görüntüsü vermeye çalışıyor. Şimdi bu Kemal Burkay’ın, Şıvan’ın bir kitlesi mi var? Peki, Türkiye’dekiler Kürt değil mi? Onlarla niye konuşmuyorsun, diyalog geliştirmiyorsun? Mesela Ahmet Türk ile niye görüşmüyorsun? Milyonlarca Kürdü temsil ediyor. Milyonlarca Kürdü temsil edenlerle, kitlesi olanlar var. Şıvan Perwer’e söylüyorum, gelsin demokratik çözüm sürecinde yer alsın, kendisini kullandırtmasın” dedi.
Mısır ve Tunus’taki gibi kesintisiz ayaklanma yöntemini şimdilik önermediğini ifade eden Öcalan, “Devlet ile görüşmelerim, diyalog süreci devam ediyor. Ben bu görüşmelerden hala umutluyum, hala umudum var, diyalog devam ediyor. 21 Mart’a kadar herhangi bir olumsuzluğun olmaması gerekir. Bazı gelişmelerin olabileceğini düşünüyorum. 21 Mart’tan Haziran’a kadar da bu durum devam edebilir. Kürt sorununun çözümü için demokratik anayasal çözümü geliştirmek istiyoruz. Bunun için burada yoğun çalışıyorum” dedi. DİHA















