Tutuklu kadınlardan mektup

Erzurum E Tipi Cezaevi’nde kalan tutuklu ve hükümlü kadınlar, cezaevinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin Adalet Bakanlığı’na açık mektup yazarak, yetkililere ve kamuoyuna, duyarlılık çağrısında bulundu.
ERZURUM -
Tutuklu ve hükümlülere yönelik sık sık hak ihlalleriyle gündeme gelen Erzurum E Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan tutuklu ve hükümlü kadınlar, sorunlarının giderek artması ve yetkililerin sessiz kalması karşısında Adalet Bakanlığı’na açık mektup yazdı.
Kadınların, “Adalet Bakanlığı’nın dikkatine” başlığı ile yazdıkları açık mektupta şunlara yer verildi:
“Cezaevinde yaşamış olduğumuz keyfi, idari uygulamalar gün geçtikçe artmaktadır. Tecrit içinde tecrit dayatılmaktadır. Öncelikle sağlık tedavilerimiz aylarca geciktirilmekle beraber hastaneye sevkimiz çok geciktiriliyor. Hastane muayeneleri komutan ve asker eşliğinde yapılıyor. Ve kelepçelerle beraber. Gelen ve giden mektuplarımızın beşte ikisini bile alamıyoruz. Yine gönderdiğimiz mektuplar üzerinde keyfi müdahaleler yapılmakta hakkımızda soruşturma işlemleri başlatılmaktadır. Cezaevi kaşesi taşıyan bandrollü kitaplarımız yine aylarca keyfi kurallarla bekletilmekle beraber çok uzun uğraşlar sonucu elimize geçiyor. Gazetelerimiz olan (Günlük ve Azadiya Welat) uzun süre ve idari görüşmeler sonucu bizlere verilmekle beraber, gazetelerimizdeki haberler bayatladıktan sonra bizlere veriliyor. Günlük sağlıklı haberler dinleyemiyoruz. Radyomuza idare tarafından el konuldu. Gazetelerimiz pazartesinden itibaren toplanıp cuma akşamı toplu olarak alabiliyoruz. Aileler tarafından gönderilen kargolarımız üzerinde de kantinde satıldığı gerekçesi ile idarenin keyfi tahakkümleri bulunmaktadır. Kadın arkadaşların özgün ihtiyaçları da aynı gerekçe ile verilmiyor. Fakat kantinde satılanlar ihtiyaçlarımıza cevap vermiyor. Cezaevindeki kantinlerin bir çeşit döner sermaye işlevi görmesi nedeni ile maddi ve manevi olarak mağdur edilmekteyiz.
‘Can güvenliğimiz yok’
Siyasi kadın koğuşumuz adli koğuşlarla iç içe bulunmaktadır. Adli tutukluların bir birleri ile haberleşme yöntemlerinden dolayı can güvenliğimiz bulunmamaktadır. Haberleşme araçları olarak çeşitli katı cisimler kullanıyorlar. Bunlar genelde havalandırmamıza düşüyor ve bir çok defa kafamıza düşme riski ile karşı karşıya geldik. Bu cisimlerden bazıları cam bardak, şişe, su dolu deterjan kutusu, ayakkabı vs. Siyasi erkek arkadaşlarımızın bölümünden bizi koparıp bu koğuşlarda tutmaktadırlar. Siyasi cezaevinde bulunmamamızdan dolayı adli tutukluların küfürlü ve hakaretlerine bir çok söylemleri ile karşı karşıya bulunmaktayız. Havalandırma kapılarımız diğer cezaevlerine göre geç açılıp erken kapatılıyor (07:00-16:00).
‘Kadın arkadaşlarımıza gebelik testi yapılıyor’
Günde üç defa sayım yapılıyor (08:00, 20:00, 23:30). Diğer cezaevlerinin uygulamaları ve tutumlarının bu şekilde olmadığını bilmemize rağmen idare tarafından hakkımız gasp ediliyor. Keyfi ve bireysel yaklaşılmaktadır. Spor yapma imkanımız hiç bir zaman düzenli olmamakla beraber ayda bir saat spor salonuna götürülmekten ibaret. Bedenen hareketsizlikten dolayı bir çok sıkıntı çekiyoruz. Koğuşumuzda tüm arkadaşlar tutukluyuz. Fakat cezaevi idaresinin bize yaklaşımında bizi birer potansiyel suçlu görüşü mevcuttur. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi’nde çıkarılmadan hukukla yargılanmadan cezaevi, cezamızı kesmiş bulunmaktadır. Ağrı’dan Erzurum’a gönderilen arkadaşlarımıza gözaltı sonrasında gebelik testi yaptırılmaktadır. Bu insanlık dışı bir suç teşkil eden anlayış uygulamarına kadın arkadaşlar olarak tepkimizi belirtiyoruz, kınıyoruz ve kamuoyunun üzerinde durması gerektiğini bildiriyoruz. Namamize karşılık tüm yetkilileri duyarlı olmaya çağırıyoruz. Erzurum Cezaevi üzerinde bir çok genelgesiz yönetmeliksiz ehlileştirme politikası uyguluyor. Bu sorunlar sadece bu gün değil yıllardır. Süregelen uygulamalardır. Gelecek yıllarda yaşanmasın dediğimiz sorunları gündeminize sunuyoruz.”DİHA















